"ben sana ne diyeceğimi bilemem" dedi kız. Bir hışımla döndü, arkasını çevirdi az evvel gözlerinin içine bakana. Dönüp gideceğini sanıyordu, bu sahne için böyle bir son planlamıştı. Fakat döndüğünde, işlerin planladığı gibi gitmediğini hissetti. Anlık, uçucu, sinir bozucu bir histi bu. Açıklaması zor. Neydi yolunda gitmeyen, tam söyleyemezdi. Ama çekip gitmesine engel, gözleri göremese de sezgilerine göre apaçık bir şey vardı ortada.
Bir benzetme yapacak olsa, zeminin, üstünde durmasına ve yürüyüp gitmesine imkan vermeyecek şekilde ayaklarının altından çekilmeye yeltendiğini söylerdi. Sanki son sözlerini de tükettikten sonra, boşalmıştı. Önce o ve ardından dışarısı. Onunla beraber bütün evren, kocaman bir boşluk olana kadar içe göçmüştü. Kendi kendini yiyip bitirmiş gibiydi her şey. Atomlar, tek tek, kendilerine katlanamadıklarını söyleyip kendi üzerlerine çökmüşlerdi. Bir karadelik nasıl oluşur, anlatacak değil. Ama işte, her şeye yayılıp her şeyi kapan bir boşluk. Gerisini siz hayal edin.
Kendi içine çökmüştü. Ama o, ayakta durmasına şaşıyordu. Nasıl olur? Şu fen ve teknoloji kitaplarında insan vücudunda iskeletin önemini anlatması için konan yere yığılmış kas kütlesi tasvirlerindeki gibi, yığılmış olmalıydı çoktan. Hâlâ nasıl ayakta duruyor? İçindeki büyük patlama değil şaşırtıcı olan, hayır. Böyle kütlesel devinimlerin sebep olduğu devrimler onunki gibi bir konuşmayı nihayete erdirmiş olanlar için olağan olmalı. Aslında, planını yaparken daha titiz çalışsaydı bunu hesaba katabilirdi. O kadar ki öngörülebilir bir şeydi şu an yaşadığı durum: Kendini uzayda bulmak. Onu şaşırtan, doğanın nispeten basit duran temel kurallarına aykırı duruşu. Bu kadar temel bir kuralı nasıl çiğneyebildi? Kendi içine çöken her madde gibi neden yığılmıyor şimdi?
Neden ayrıştırmıyor onu içindeki boşluk? Hani, yerçekimsizliğin bir bardak suyu moleküllerine varıncaya dek parçaladığı bilinen bir gerçek. Sudan daha sağlam olabilir mi? Katı, sıvı ve gaz değildir belki de o, basitçe. Maddenin keşfedilmemiş bir hâli mi yoksa? Gözden mi kaçtı, görmezden mi gelindi? Bunu bilmiyor. Bu sırada hâlâ olduğu yerde duruyor. Durabildikçe şaşkınlığı katlanıyor. Dikkati nerelere kaydı böyle... Planı ne olacak? Boşvermeli. İyisi mi, bırakmalı kendini.
Sonra Tanrı, yarattığı kulunu yeryüzüne indirdi.
