Yine en iyisi defterlerimdir.
Kalemi tutmaktır, mürekkebi dağıtmaktır kafa dağıtır gibi.
Bu en mahrem yerde içime sormaktır neyi olmadığını.
Neyin yok, içim?
Umudun? Cesaretin? Sevgin? Rahatın, belki?
Huzursuzsun. Hep öyleymişsin gibi huzursuzsun. Bir nedeni olmalı.
Böyle doğdum, böyle gider işler deme taraftarısın. Fakat hatırla, sen bu duygunun içine doğmamıştın. Doğum anını hatırlayabilecek misin, dersin? Kendine bakmak zorunda değilsin, başka bebeklere bak. Ağlarlar bu dünyaya geldiklerinde, evet. Ama neden?
"Dünyaya gelmek, bir saldırıya uğramaktır. Doğan bebek, havanın ciğerlerine olan saldırısının verdiği acıyla haykırır." demişti İsmet Özel. Akla yatkın bir açıklama. Ama doğru olmayabilir.
Belki de sonunda bir mücadeleyi bitirmiş, pamuk ipliğine bağlı bir savaşı kazanmış olmanın sevincidir içlerindeki. 'Nine Days' adlı film de böyle söylüyordu: Daha dünyaya gelmeden sınanıyoruz. Bu dünyaya gelmek, başlı başına bir imtihan değil. Önceki sınavın zaferi.
Sence hangisi? Huzursuzluğa, savaşa, er meydanına doğuyor olabilir miyiz? Yoksa bir bitirmişlik midir bize ilk nefesimizi aldıran?
Ben ikincisine inanıyorum. Sen de mutlu bir tamamlanmanın rahatı içindeydin dünyaya geldiğinde.
Diyelim ki sen tersine inanıyorsun. Sıkı bir İsmet Özel takipçisisin ve onun dedikleri sana hep çok mantıklı geliyor. Öyle olsa ve onun gibi düşünsen, acıya doğmuş olsan bile hep acı içinde olacağın ve huzursuz kalacağın ne malum?
Eğer huzursuzluk içine doğmamışsan, inan, güzel bir duyguyu hatırlamaktan daha kolayı yok. İşlerin ne zaman değişmeye başladığını düşünebilirsin sonra.
Fakat yok, diyorsan ki ben hep böyleydim, öyleyse kalk ve bir şeyler yap. Mesela volta atarak sorumu düşün. İlk aşama için, bu yeterli.
Yakınmanın sebebi, yakınıyor oluşun.

Defter de çizim de çok tatlı 🥰 her güzel şey gibi her kötü an da geçiyor...
YanıtlaSilHanne, bana söyleniyormuş gibi davranıp can kulağıyla dinlenip seni okurken. Gerçekten müthiş tavsiyeler bunlar... İnsanı ayağa kaldıran ve huzursuzluktan koparan cinsten.
YanıtlaSilHannecim beni uyandırmıştı bu yazın. Geçen hafta okumuştum. Teşekkür ederim sana ve defterine.
YanıtlaSilBu oyunu oynadım Hanne. "Ocak" diye bir şiir çıktı. Aklıma yazdım bu oyunu. Senden öğrendiğim ikinci oyun. Arada oynamak istiyorum.
YanıtlaSil