Narsizm, zamanımızın en çok yanlış anlaşılan kavramlarından biri. "Kötü" narsistlerin hepimiz oldukça farkındayız. Kibirli gururlarından, kalplerinde empati ve nezakete yer kalmamış kötü narsistlerin. Öylesine ki narsizmin sağlıklı bir bireyin gelişimde oynaması gereken merkezi rolü gözden kaçırma tehlikesine kapılıyoruz.
Kendimizi bütünüyle sevme ihtimaline tutunmadan hiçbirimiz gelişip serpilemeyiz. Psikoterapinin fark ettiği üzere, evrensel bir şekilde her birimiz "sağlıklı narsizm" denilen şeye az da olsa gerek duyarız. Sevilebileceğimize inanma ve dünyadaki yerimizi haklı kılma ihtiyacıdır bu. Erken dönemlerimizdeki sevecen ve hevesli ebeveynlerimizin bizlere bıraktığı bir mirastır.
Gururu ve bencilliği lanetleme telaşımızda, bir şeyi es geçiyoruz: Sevgi tabanlı özsaygı ve özgüvenin ilkesel ve temel önemini.
Klinik bir bakış açısıyla durumunu incelemeye tabi tuttuğumuzda, mitolojik figür Narkissos'un sadece kendisini çok sevdiği için diğer her şeyi dışlayacak derecede görüntüsüne takık olmadığını görürüz. Hayır, takıntısının nedeni basitçe kendine aşık olması değildir. Kendisine takıntılı bir şekilde bakıp duruyordu çünkü erken yaşlarda maruz kaldığı bir tür mahrumiyet onda kendisini çılgınca kontrol etme ihtiyacını köklendirmişti. Varlığına belli ki inanmadığı öz değerini aramaya mahkum edilmişti o.
Yeterli onayı almadan, bize sormadan, destur almadan "narsistik yara" denilen şeyler belirebilir içimizde. Görüntümüze, zekamıza, statümüze karşı derin bir yetersizlik hissederiz o zaman. Bütün yarası olanlar gibi, kusur olarak algıladığımız şeylerin altını çizen, onları onulmaz yaralar hâline getiren senaryoların içine çekiliriz. Hakkımızda bir eleştiri duymaya can atarız; yanında güvende hissetmediğimiz, sözüyle bizi yatıştıramayan partnerler seçeriz; bardağın dolu olabileceğine inanmamaya meylederiz ve böylece iyi ve güzel şeylerin sonunu daha gelmeden getiririz. Dahası, yaralı doğamıza karşı içimizde en ufak bir sempati birikmesine hemen mâni olur, kendimizi yarayı iyileştirme kapasitesinden yoksun bırakırız.
Şunu sürekli duyuyoruz: Kendini beğenen, kendiyle övünen ve kendini seven insan gittikçe bencilleşir ve kötüleşir. Ya da şu algıya sık sık maruz kalıyoruz: Bencil insanlar, kendilerini fazlaca önemsedikleri için bencildirler. Oysaki gerçek, bundan çok daha karmaşık ve üzücü: Her insan takdir görmeye ihtiyaç duyar ve takdir görmezse acı çeker. Narsistik yaralar, sanıldığının aksine çok takdir edilmişlikle değil takdir görememekle alakalıdır.
Narsistik yaralarımıza daha bilinçlice davranmaya gayret etme çağrısıdır bu. Bunu yapmalıyız. Hangi tür sevginin yoksunluğundan meydana gelmişlerse, o sevgiyi alıp merhem diye üzerlerine sürmeliyiz. Sürekli hatırlamamız gerektiği üzere, sevginin fazlası kimseyi hasta etmez.
Ps: Bu çeviri, çeviri hakkında hiçbir bilgisi olmayan ve bunun eğitimini almamış şahsım tarafından tamamen eğlence amacıyla ve serbest bir tarzda yapılmıştır. Orijinal metnin daha iyi anlaşılması ve öz dilimde bütünlüklü anlamını koruması saikiyle birtakım eklemeler yapıp bazı mânâlara değinmemiş olmam muhtemeldir. Keyifli okumalar.
Orijinal Metin > Original Essay

Lezzetli bı' yazı olmuş Hannecim.
YanıtlaSilTeşekkür ederim Rukiyecim (:
SilElinize sağlık. Çok güzeldi.
YanıtlaSilÇok teşekkürler, bloğa hoşgeldiniz, sefalar getirdiniz :)
Sil